Zorunlu Arabuluculuk Hangi Davalarda Geçerli? 2026 Güncel Listesi
2026 itibarıyla dava şartı arabuluculuk başlıca dört grupta uygulanıyor. İş hukukundan doğan işçi-işveren alacak ve tazminat davaları, ticari davalar, tüketici davaları ve 2023 yılında 7445 sayılı Kanun'la eklenen kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukuku uyuşmazlıkları bu kapsamda. Bu dört gruptan birine giren bir dava, arabulucuya başvurulmadan doğrudan mahkemeye açılırsa, mahkeme davayı dava şartı eksikliğinden usulden reddeder.
Bu kural pratikte sanıldığından daha geniş bir alanı kapsıyor ve çoğu kişi hâlâ arabuluculuğun yalnızca iş davalarında zorunlu olduğunu düşünüyor. Oysa son yıllarda kapsam kademeli olarak genişledi. Örneğin bir ev sahibinin kiracısını tahliye etmek istediği ya da iki kardeşin miras yoluyla ortak kaldıkları bir arsayı paylaşmak istediği durumlarda da artık önce arabulucuya gitmek zorunlu. Bu farkı bilmemek, aylar sürecek bir dava sürecinin en baştan, tek bir usul hatasıyla boşa gitmesine yol açabiliyor.
Zorunlu Arabuluculuk Neden Bu Kadar Geniş Bir Alana Yayıldı?
Zorunlu arabuluculuğun arkasındaki mantık, mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve tarafları dava açmadan önce bir kez daha masaya oturmaya zorlamak. Kanun koyucu bunu önce iş davalarında denedi, sonucun olumlu çıktığını görünce ticari davalara, ardından tüketici davalarına taşıdı. 2023'te 7445 sayılı Kanun'la kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukuku uyuşmazlıkları da listeye eklendi.
Burada tartışmalı olan nokta şu: kapsam her genişlediğinde, avukatların ve vatandaşların bunu fark etmesi aylar alıyor. Bir ev sahibi kira tespit ya da ihtiyaç nedeniyle tahliye davasını arabulucuya gitmeden doğrudan sulh hukuk mahkemesine açarsa, dava usulden reddedilir ve süreç yeniden baştan başlar. Bu nedenle her yeni dava öncesinde, uyuşmazlığın hangi kategoriye girdiğini güncel mevzuattan teyit etmek, artık ihtiyat değil zorunluluk haline geldi.

İş Hukukundan Doğan Davalar
İşçi ve işveren arasındaki bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi alacağı ve tazminat talepleri ile işe iade davaları zorunlu arabuluculuk kapsamında. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin alacağı gibi talepler bu gruba giriyor.
Diyelim ki Denizli'de bir tekstil fabrikasında on yıl çalışan bir işçi, haklı sebep göstermeden işten çıkarıldı. Bu işçi kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle doğrudan iş mahkemesine başvuramaz. Önce arabulucuya gitmesi, anlaşma sağlanamazsa elindeki son tutanakla dava açması gerekiyor. Arabulucu süreci görevlendirmeden itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmak zorunda; zorunlu hallerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabiliyor.
Ticari Davalar
Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması şart. Örneğin tacirler arasındaki alım-satım, cari hesap veya mal teslim alacakları bu kapsamda. 7445 sayılı Kanun'la itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da açıkça bu kurala dahil edildi.
Örneğin Denizli'deki bir tekstil toptancısı, müşterisine teslim ettiği malın bedelini tahsil edemediğinde, doğrudan asliye ticaret mahkemesine gidemez. Arabulucu, başvurudan itibaren altı hafta içinde süreci sonuçlandırmak zorunda, zorunlu hallerde bu süre iki hafta uzatılabiliyor. Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenir.
Tüketici Davaları
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesi, tüketici mahkemelerinde görülecek uyuşmazlıklarda da dava şartı arabuluculuk öngörüyor. Ancak bu kuralın her tüketici şikâyetini kapsamadığını hatırlatmak gerekir. Tüketici hakem heyetinin görevli olduğu, parasal sınırın altında kalan basit talepler bu zorunluluğun dışında kalıyor.
Bir tüketicinin satın aldığı beyaz eşyanın ayıplı çıkması ve bedelin iadesini talep etmesi gibi, parasal sınırı aşan ve tüketici mahkemesinin görevli olduğu durumlarda önce arabulucuya başvurulması gerekiyor. Aksi halde dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.

Kira, Ortaklığın Giderilmesi, Kat Mülkiyeti ve Komşuluk Hukuku Uyuşmazlıkları
Bu kategori, 1 Eylül 2023'ten itibaren uygulanan ve uygulamada hâlâ en sık gözden kaçırılan grup. 7445 sayılı Kanun'la eklenen bu grup, kira ilişkisinden doğan ihtiyaçtan tahliye, kira tespiti ve kira uyarlama davaları ile ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıkları kapsıyor.
Somut bir örnek üzerinden gidelim. Pamukkale'de miras yoluyla üç kardeşe kalan bir tarla, kardeşlerden biri satmak isterken diğerleri karşı çıktığında ortaklığın giderilmesi talebiyle dava konusu oluyor. Bu dava artık doğrudan sulh hukuk mahkemesine açılamıyor, önce arabulucuya başvurulması gerekiyor. Aynı şekilde bir ev sahibinin kiracısını kira bedelinin günün koşullarına uyarlanması için dava etmesi de bu gruba giriyor ve arabuluculuk sürecine tabi. Bu konudaki detaylı süreyi ve kira tespit davasının hangi durumlarda açılabileceğini ayrıca ele almıştık.
Kanaatimizce bu genişleme, kira ve paylaşım uyuşmazlıklarının mahkeme önüne gelmeden çözülmesini teşvik etmesi bakımından isabetli. Ancak uygulamada en sık rastlanan hata, ilamsız icra yoluyla tahliye talebinin bu kuraldan muaf olduğunu bilmemek. Kiracının kira bedelini ödememesi nedeniyle başlatılan icra takibi ve buna bağlı tahliye istemi, dava şartı arabuluculuğa tabi değil; bu ayrımı gözden kaçırmak, gereksiz zaman kaybına yol açıyor.
Arabulucuya Başvurmadan Dava Açarsanız Ne Olur?
Yukarıdaki dört gruptan birine giren bir uyuşmazlıkta arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılırsa, mahkeme bunu usul yönünden inceler ve davayı dava şartı yokluğundan reddeder. Bu, davanın esastan kaybedildiği anlamına gelmez ama zaman, dava harcı ve avukatlık süreci bakımından telafisi zor bir kayıptır.
Bunun tipik örneği, bir kiracının tahliye edilmek istenmesi üzerine ev sahibinin arabuluculuk sürecini atlayıp doğrudan sulh hukuk mahkemesine başvurmasıdır. Dava, esasına girilmeden dava şartı yokluğundan usulden reddedilir ve ev sahibi süreci sıfırdan, bu kez doğru sırayla yeniden başlatmak zorunda kalır. Arabulucuya nasıl başvurulacağını ve sürecin işleyişini önceden bilmek bu kaybı önlüyor.
Süreç Nasıl İşler, Son Tutanağı Almadan Dava Açılabilir Mi?
Arabuluculuk başvurusu, adliyelerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır ve büro, tarafları belirlenen bir arabulucuyla görüşmeye çağırır. Taraflar anlaşırsa süreç bir anlaşma tutanağı ile sonuçlanır, anlaşamazlarsa son tutanak düzenlenir. Dava dilekçesine son tutanağın aslının ya da arabulucunun onayladığı örneğinin eklenmesi zorunlu. Arabuluculuğa başvurulmuş ama tutanak eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; bu sürede sunulmazsa dava usulden reddedilir. Hiç arabulucuya gidilmemişse böyle bir süre verilmez.
Arabuluculuk ücretleri, her yıl yayımlanan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre belirleniyor; tutarlar uyuşmazlık türüne ve tarafların anlaşıp anlaşmamasına göre değişiyor. Başvuru öncesinde yürürlükteki tarifeye bakmak gerekiyor. Ortaklığın giderilmesi talebiyle başlayan bir arabuluculuk sürecinin nasıl işlediğini ve ortaklığın giderilmesi davasında bekleme sürelerini ayrı bir yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Dava Açmadan Önce Yapılması Gerekenler
Uygulamada izlenecek sıra aslında nettir. Önce uyuşmazlığın yukarıdaki dört gruptan birine girip girmediği tespit edilmeli. Giriyorsa, dava açmadan arabuluculuk bürosuna başvuru yapılmalı ve süreç son tutanakla kapatılmalı. Ancak bu adımdan sonra dava dilekçesi hazırlanmalı ve son tutanak dilekçeye eklenmeli.
Girmiyorsa, örneğin ilamsız icra yoluyla tahliye ya da tacir olmayan iki kişi arasındaki adi bir alacak talebi söz konusuysa, arabuluculuk aşaması atlanıp doğrudan dava açılabilir. Bu ayrımı doğru yapmak, hem zaman hem masraf açısından belirleyici. Somut bir uyuşmazlıkta hangi yolun izleneceğine dair kesin cevap, dosyanın özelliklerine göre değişir ve bu nedenle güncel mevzuat üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.
Yasal Uyarı