6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesiyle karşı karşıya olan kişinin en yakın karakola, Cumhuriyet savcılığına, mülki amire ya da aile mahkemesine başvurmasıyla alınır. 2012 yılından beri yürürlükte olan bu düzenleme, 2026 itibarıyla hâlâ herhangi bir maddi delil istemeden, sadece beyana dayanarak aynı gün içinde geçici koruma sağlayabiliyor. İlk etapta verilen tedbir kararı genellikle en çok altı ay için geçerli oluyor.

6284 Sayılı Kanun Kimleri Korur, Uzaklaştırma Neyi Değiştirir?

Kanunun amacı şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korumaktır. Uzaklaştırma, pratikte şiddet uygulayan kişinin paylaşılan ev, işyeri veya belirli bir mesafe içinden çıkarılması anlamına gelir.

Denizli'de yaşayan ve eşinin sözlü tehditleriyle baş etmeye çalışan bir kadını örnek alalım. Kadın evden ayrılmak istemiyor, ama eşinin aynı çatı altında kalması güvenliğini tehdit ediyor. Bu durumda talep edilen koruma, mağduru evden çıkarmak değil, tehdidi oluşturan kişiyi evden ve mağdurun çevresinden uzaklaştırmaktır. Kanun tam olarak bu mantıkla kurulmuştur.

Kapı zincirinin takılması, koruyucu tedbirin sağladığı güvenlik hissini simgeliyor
Koruyucu ve önleyici tedbirler farklı mercilerce verilir, bu ayrımı bilmek süreci hızlandırır.

Koruyucu Tedbir ile Önleyici Tedbir Arasındaki Fark Neden Önemli?

Pratikte en sık karıştırılan nokta, hangi tedbiri kimin verebildiğidir. Koruyucu tedbirler barınma, geçici maddi destek, kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi gibi destekleyici önlemlerdir ve hem mülki amir hem de hâkim tarafından verilebilir. Önleyici tedbirler ise şiddet uygulayan kişiye yönelik yasaklardır, ev veya işyerine yaklaşmama, iletişim kurmama ve fiilen uzaklaştırma gibi sonuçlar doğurur, bunlara sadece hâkim karar verebilir.

Örneğin sadece eşinin evden çıkarılmasını isteyen biri mülki amire başvurup "koruyucu tedbir aldım" diye düşünüyorsa yanılgıya düşüyor olabilir. Evden fiilen uzaklaştırma önleyici tedbir kapsamındadır ve bu kararı aile mahkemesi hâkimi verebilir. Bu ayrımı bilmeden yanlış mercie başvuranlar günler kaybediyor, oysa aciliyet arz eden bir durumda her saat önemlidir.

Uzaklaştırma Kararı İçin Nereye ve Nasıl Başvurulur? 

Başvuru yolu, aciliyete ve o anki imkâna göre değişir. Dört ayrı kapı pratikte açıktır.

  • En yakın karakol veya kolluk birimi, anlık tehlike anında başvurulabilecek en hızlı yoldur.
  • Cumhuriyet savcılığı, özellikle bir ceza şikâyetiyle birlikte talep edilecekse uygundur.
  • Mülki amir (kaymakamlık/valilik), koruyucu tedbirler için doğrudan başvurulabilir.
  • Aile mahkemesine dilekçe, önleyici tedbirler ve kapsamlı koruma için en sağlam yoldur.

Gece yarısı tehdit alan biri en yakın karakola gidip beyanını tutanağa geçirttiğinde, karar o anda uygulanmaya başlar ama kesin değildir. Kolluk amirinin verdiği tedbir, mülki amir tarafından 48 saat, hâkim tarafından istenen önleyici tedbirler ise 24 saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar. Bu nedenle karakola giden kişinin süreci aile mahkemesine taşıması, kararın kalıcı hâle gelmesi için önemlidir. Yetkili ve görevli aile mahkemesinin nasıl belirlendiğini bilmek, dilekçeyi doğru yere ulaştırmak isteyenler için de yol gösterici olur.

Delil Sunmak Zorunlu mu? Beyanın Rolü ve Tartışmalı Yönü

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına dair somut delil veya belge aranmaz, mağdurun beyanı esas alınır. Bu durum bazı çevrelerde "sistem kötüye kullanılabilir" eleştirisiyle tartışılıyor, çünkü teoride gerçek olmayan bir beyanla da geçici tedbir alınabiliyor.

Ancak bu eleştiri, aciliyetin niteliğini göz ardı ediyor. Fiziksel veya psikolojik şiddetin yaşandığı bir anda mağdurdan fotoğraf, mesaj kaydı veya tanık toplamasını beklemek, korumayı gereksiz yere geciktirir. Beyan esaslı hızlı koruma ile itiraz mekanizmasının bir arada çalışması, sistemi dengeliyor, çünkü haksız bir tedbire karşı taraf da itiraz edip kendini savunabiliyor. Delili olmayan ama somut ve kronolojik bir anlatımla gelen danışanların çoğu, sadece beyanlarıyla tedbir kararı alabiliyor; önemli olan anlatının tutarlı ve ayrıntılı olmasıdır.

Gece saatlerinde başvuru yapılabilecek bir kolluk biriminin dış görünümü
Acil durumlarda en yakın karakola veya mülki amire başvurmak mümkündür.

Tedbir Kararı Ne Kadar Sürer, Nasıl Uzatılır?

İlk verilen tedbir kararı en çok altı ay için geçerlidir, ancak hâkim somut olaydaki tehlikenin büyüklüğüne göre bundan daha kısa bir süre de belirleyebilir. Şiddetin veya şiddet tehlikesinin sürdüğü anlaşılırsa süre yeniden değerlendirilerek uzatılabilir.

Süresi dolmadan birkaç hafta önce harekete geçmek, boşlukta kalmamak için kritik önem taşır. Örneğin altı aylık koruma kararının bitimine on gün kala hâlâ tehdit algısı süren bir kişi, uzatma talebini süre bitmeden aile mahkemesine iletmelidir, aksi halde koruma ile yeni karar arasında savunmasız bir ara dönem oluşabilir. Uzatma talebi, korunan kişinin kendisi tarafından yapılabileceği gibi, mahkemenin resen değerlendirmesiyle veya kolluk biriminin talebiyle de gündeme gelebilir.

Karara İtiraz Nasıl Yapılır?

6284 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre, kanun kapsamında verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz merciinin kararını bir hafta içinde vermesi beklenir ve itiraz üzerine verilen karar kesindir.

Diyelim ki haklarında önleyici tedbir kararı verilen kişi, kararın gerçeği yansıtmadığını düşünüyor. Bu kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği günden başlayarak iki haftalık süre içinde itiraz dilekçesini aile mahkemesine sunabilir. Ancak itiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz, dolayısıyla itiraz süreci devam ederken tedbir yürürlükte kalmaya devam eder. Tebliğin fiilen yapılamamış olması da kararın uygulanmasına engel değildir, bu nedenle tarafların adres bilgilerini güncel tutması büyük önem taşır.

Tedbir Kararına Uyulmazsa Ne Olur?

Hakkında önleyici tedbir kararı verilen kişi bu karara aykırı davranırsa, kanun bunu ciddi bir ihlal olarak görür ve yaptırıma bağlar. Örneğin, evden yaklaşmaması istenen bir kişi mağdurun iş yerinin önünde tekrar görülürse, bu durum mağdur tarafından derhâl kolluğa bildirilmeli ve tutanağa geçirilmelidir.

İhlal halinde süreç yalnızca "uyarı" ile sınırlı kalmaz, tekrarlanan ihlaller mağdurun güvenliğini daha ciddi şekilde tehdit ettiği için mahkeme konuyu yeniden değerlendirip tedbirin kapsamını genişletebilir. Bu noktada, mağdurun her ihlali tarih ve saatiyle not etmesi, sonraki başvuruda elindeki en güçlü dayanak olur.

Sonuç Olarak Ne Yapılmalı?

6284 sayılı Kanun kapsamında bir uzaklaştırma kararı almak isteyen kişinin önündeki yol net bir sıra izler.

  • Yaşanan olayı kronolojik ve ayrıntılı biçimde, mümkünse yazılı olarak hazırlayın.
  • Aciliyet varsa en yakın karakola, değilse doğrudan aile mahkemesine başvurun.
  • Kararın tebliğ tarihini not edin ve itiraz hakkınızı gerekirse iki hafta içinde kullanın.
  • Tedbir süresinin dolmasını beklemeden, bitimden önce uzatma talebinde bulunun.
  • Her ihlali tarih ve saatiyle kayıt altına alıp derhâl kolluğa bildirin.

Bu adımların her biri, sürecin hızını ve kararın kalıcılığını doğrudan etkiler. Aile konutu şerhi gibi benzer koruyucu tedbirlerin nasıl işlediğini bilmek de bu süreçte bütüncül bir bakış kazandırabilir. Resmî ve güncel kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşmak mümkündür.

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.
Son güncelleme: Ekim 2026